Türkiye’de Meslek Seçimi

Bizim ülkemizde meslek seçimleri maalesef yetenek ve beceriye göre değil toplum ve aile baskısına göre şekilleniyor.Meslek Seçimi

Maalesef toplum olarak meslekler üzerindeki algılarımız oldukça hatalı. Son dönemlerde insanlardaki bu tutum oldukça dikkatimi çekti ve bu yanlış algıları düzeltmek için ne yapılabilir diye düşünmeye başladım.Öncelikle, meslekler üzerindeki marka algısını yıkmamız gerektiği kanaatindeyim. Önemli olan şeyin bir marka olarak meslek değil de o mesleğin nasıl yapıldığı konusunda bilinçlendirmenin gerektiği görüşündeyim. Bir öğrenci aldığı puana göre mesleğini seçmemelidir. Ya da toplum baskısıyla Aaa! bu meslek çok saygı görüyor bunu seçmeliyim dememeli. Özellikle gelişmekte olan toplumlarda şu yargı var; Eğer mühendis, doktor, avukat olduysan değerli, akıllı, zeki bir kişisin. Toplum tarafından itibar görürsün. Aksi halde işe yaramayan, basit işlerle uğraşan kişi pozisyonuna düşürülüyorsun. Dolayısıyla gençlerde hedef; işini iyi yapmak, işini sevmek, işine değer katmak yerine sadece en yüksek konuma en kolay yoldan gelmek oluyor. Durum böyle olunca da sonuç hüsran oluyor. Hem ortalık kifayetsiz muhterislerle yani işini düzgün yapamayan kabiliyetsiz insanlarladolup taşmış oluyor hem de bu insanlar işlerini iyi yapamadıklarından dolayı bunalıma girip ruh sağlığı bozuk toplum olmamıza neden oluyor.

Sevdiğiniz İşe Yönelin

Şunu bilmemizde fayda var ki; bir insan sevdiği mesleği yapıyorsa her gün işe gidiyorum diye düşünmez. Dolayısıyla bu durum yüksek performans ve bitmek bilmeyen başarı olarak yaptığı işe yansır. Bu durumda kişi hem kendini mutlu eder hem çevresini. Böylece daha sağlıklı, refah seviyesi daha yüksek bir toplum oluruz.

Sonuç olarak demek istediğim şey, kendimizi tanıyıp en iyi yapabileceğimiz işe yönelmemiz gerektiğidir. İlkokulda şunu duymuştum; Ne yaparsan yap en iyisini yap. Şimdilerde bunun ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum. Değersiz ya da daha az değerli bir meslek yoktur. Bütün meslekler eşit derecede değere sahiptir. Bunları değerli kılan kişilerdir. Yeter ki ona değer katıp ondan yararlanmasını bilelim. Şunu da unutmamak gerekir ki, toplumumuzda beğenilmeyen meslek gruplarından işe girip bir şekilde zamanın ötesini görebilmiş çok önemli yerlere gelmiş iş adamları oldukça fazladır.Bence buradan da şu sonuç çıkıyor; herkes en yetenekli olduğu alanı bulup bir şeylerin öncüsü olabilme şansına sahiptir. Yeter ki yaptığımız işi benimseyelim.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Leave a Reply