Kendin Yap Projeleri Üzerine Sohbet

Modern dünya o kadar hayatımızın bir parçası oldu ki başımızı ne yana döndürsek modernizasyonla karşılaşır olduk. Bu durum gelişimimizi ve çağa ayak uydurmamızı simgeliyor olsa da özümüz belli demekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Çoğumuz bozkırların, çorak toprakların çocukları olarak geldik dünyaya. Kuşkusuz bu sebepten dolayı da son zamanlarda ‘kendin yap projeleri üzerine sohbet’ gelişimleri çoğaldı. Hatta bu projeler öyle aldı başını gitti ki sosyal paylaşım platformlarında bu projelerden kaçamaz olduk. İtiraf edelim ki, gerek kendin yap projeleri üzerine sohbet gerekse de paylaşılan videolar bizleri oldukça imrendirdi ve en az bir projeyi hayata geçirmek için kolları sıvadık. Belki otantik bir masa belki de kullanışlı bir raf yaptık. Siz hangisi proje için fikir geliştirdiniz bilmiyoruz ama bir-iki fikir de biz sunmak niyetindeyiz.

Paletten Dekoratif Kitaplık

İş merkezlerinde çokça gördüğümüz paletlerin değerlendirebileceği hiç aklınıza gelmiş miydi? Paletleri işe yaramaz bir parça olarak görmeyin lütfen ev dekorasyonu için oldukça önemli parçalardır. Tabi ki ihtiyacımız olan birazcık hayal gücü ve el becerisi. Elimizde 4 tane palet olduğunu düşünelim ve bu paletlerle neler yapabiliriz bir bakalım. Önce kitaplık yapacağız ve inanın hiç uğraşmayacağız. Hazır mısınız? 4 palet edinelim ve bunların mümkün mertebe aynı boy olmasına özen gösterelim. Edindiğimiz paletleri kitaplığı yapmak istediğimiz köşeye üst üste gelecek şekilde dizelim. Gerek aradaki tahtaların birkaçını keserek aradaki boşluğu arttırabilir böylelikle kitapları dik bir şekilde yerleştirebiliriz gerekse de hiç kesme işlemine girmeden kitaplarımızı yatık bir şekilde konumlandırabiliriz. Tabi dilerseniz paletleri boyayabilir ya da üst üste koyulan parçaları birbirine sabitleyebilirsiniz. İşte bu kadar basit ve zahmetsiz. Dostlarınızla kendin yap projeleri üzerine sohbet ettiğiniz de uygulamanızdan bahsetmeyi unutmayın.

Konserve Kutusundan Havlu Sepeti

Banyo dolapları içerisinde en çok yer kaplayan nesnelerden biri de kuşkusuz renk renk alınmış havlulardır. Yer sıkıntısını minimalize edebilmek için bizim de bir dekorasyon önerimiz olacaktır elbette. Öncelikle almış olduğumuz konserve kutularını atmıyor ve değerlendirmek adına saklıyoruz. Çoğunlukla silindir şeklinde olan konserve kutularının üst bölümünü pürüzsüz bir şekilde kesiyor ve dilediğimiz şekilde boyuyoruz. Elde ettiğimiz dekoratif ve sevimli kutularımızı duvara yapıştırıyoruz. Yapıştırma işlemi için de sıcak silikondan yardım alıyoruz ve havlularımızı rulo yaparak duvara monte ettiğimiz kutularımızın içerisine yerleştiriyoruz. Hem pratik hem de kolay olan bir kendin yap projesi daha sonlanmış oldu.

Doğa bize tüm güzellikleri sunar. yeter ki biler kullanmayı ve değerlendirmeyi bilelim. Hep söylediğimiz gibi kendin yap projeleri üzerine sohbet ederken bizleri de anmayı unutmayın lütfen…

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Alışveriş Tüyoları

Bayanlar ve baylar kaleme alacağımız alışveriş tüyoları hepimizi ilgilendiriyor. Yerinizi sağlamlaştırın ve kalemimizden dökülen kelimelere kulak verin. Uyarıyı baştan yapmış olsak da söz konusu alışveriş olunca hele bir de alışveriş tüyoları olunca hanımlar pür dikkat kesilirler. Hanımlar pür dikkat kesilirler ama yine de almak istedikleri her şeyi alırlar. Yeter ki kredi kartlarının limiti dolu olmasın. Haksız mıyız?

Gıda İçin Alışveriş Tüyoları

Bu görevi daha çok beyler üstlenmiş durumdalar değil mi? Evden bir liste yapılır ve beyin eline verilir akşama bunları al denir ya da iş dönüşü şunları şunları al denir. Evet, bunların hiçbiri söz konusu olmayabilir. Aylık toplu alışveriş karı-koca tarafından yapılabilir. Sıkı durun. Aşırıya kaçmamanın ve kasaya varıldığında metrelerce fiş ile karşılaşmamanın yollarına kısaca değineceğiz. Alışveriş konusunda beyler tedbiri elinden bırakmadan ve daha bilinçli alışveriş yaparlar. Bu cümlemiz her ne kadar bir genellemeden ibaret olsa da eş-dost sohbet içerisinde hep cümlemizi destekler yönde konuşmaktadır. Neyse efendim kasa emin adımlarla varabilmek için kesinlikle alışverişe tok olarak çıkın. Çünkü aç yapılan gıda alışverişi her gördüğünüzü canınızın çekmesine ve hesabın kabarık çıkmasına sebep olacaktır. Gıda için en önemli alışveriş tüyoları ‘tok olmak’ etrafında şekilleniyor olsa da yanınıza alacağınız kişiye de dikkat etmeniz gerekmektedir :).

Giyim İçin Alışveriş Tüyoları

Giyim alışverişi en tehlikeli konu olduğundan dolayı en kapsamlı alışveriş tüyoları maddelerin bu başlık altında yer vereceğiz.

    • İndirim sezonlarını takip etmeye çalışın. İndirimleri takip etmenin en etkili yolu arkadaş sohbet ortamlarıdır, bizden söylemesi!
    • En çok kombine edilebilecek parçaları almaya çalışın.
    • Alışverişe çıkmadan önce ihtiyaçlarınızı belirleyin. Nasıl olsa kartımın limiti var diye yola çıkarsanız haliniz yaman olabilir.
    • Moraliniz bozuk olduğunda alışverişe gitmemeye özen gösterin. Kendinizi mutlu edebilmek adına her mağazadan bir ürün almanız söz konusu olabilir. Dikkat etmekte fayda var.

Alışveriş tüyoları aslında herkesin bildiği fakat bir türlü uygulayamadığı gerçeklerden ibaret olsa da asıl önemli olan ihtiyaca uygun alışveriş yapabilmektir. Eee atalarımız boşuna ‘ayağını yorganına göre uzat’ dememiş.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Enine Boyuna Konsept

Hepimiz konsept kelimesi ile en az bir kez karşılaşmışızdır. Günlük hayatta beğendiğimiz her kelimenin başına konsept kelimesini yerleştiriyor olsak da eminiz ki birçoğumuz bu kelimeyi bilinçli kullanmıyoruz. İtiraf ermeliyiz ki hiçbirimiz sözlüğü açıp anlamına dahi bakmadık ama kullanırken cümlelerimize toz kondurmuyoruz. Ve yine itiraf etmeliyiz ki çoğumuz duyduğumuz cümlelerin içerisinden seçip ‘konsept’ kelimesini kullanmaya başladık. Amacımız sizleri yanlış yaptığınız gerçeklerle yüzleştirmek değil tabi ki. Bizim amacımız yanlış bilinen bu kelimenin sohbet içerisinde doğru kullanımına vesile olabilmek. İşte bu yüzden kalemimizin ucunu sivrilttik ve ‘enine boyuna konsept’ ne demektir ya da ‘enin boyuna konsept’ ne demek değildir başlıklarına açıklık getirmek istedik. Keyifle sürdürdüğünüz sohbet / muhabbet esnalarına anlam katalım dedik.

Konsept Türkçe Değildir ve Karşılığı da Tarz Değildir.

Konsept kelimesini o kadar çok kullanıyoruz ki birçoğumuz bu kelimenin Türkçe olduğuna inanmış durumdayız. Eğer sizde bu fulya içerisinde bulunuyorsanız, üzülerek söylüyoruz ki bu kelime Türkçe değil aslında Fransızca kökenli. Hatta bunun bir akımının olduğunu söylemek de yanlış değildir. Konseptualizim. Daha önce duymuş muydunuz? Elbette konunun dışına çıkıp, konseptualizimin ne olduğunu açıklamak niyetinde değiliz, belki kalemimizin diğer ucundan bu akım faydalanır belli mi olur. Konumuza geri dönelim, evet konsept kelimesi tarz kelimesinin karşılığı gibi algılanıyor olsa da aslında bu algılama tamamen yanlıştır. Örneğin; ne konsept bir elbise deriz ama sıkı durun bu kullanım aslında yanlış bir kullanımdır. Doğrusu nedir peki? Okumaya devam edin, doğrusunu öğreneceksiniz.

Konsept, Bir Kavramın Karşılığıdır

Kavram derken neyden mi bahsediyoruz? Örneğin; hayalinizdeki arabanın 2020 versiyonunu zihninizde canlandırdınız ve arkadaşlarınıza bir sohbet esnasında bu canlandırmadan bahsettiniz. İşte tam da bu durum da konsept kelimesinin gerçek anlamını yakalamış oldunuz. Özetle konsept; zihinde canlandırılan bir durum ya da soyut olan gerçekliktir. Canlandırmada da olduğu gibi bunun en güzel örneklerini otomotiv markalarında görürüz. Çünkü bu markalar, bir nevi gövde gösterisi yaparak gelecek modellerine ilgi uyandırırlar.

İşte enine boyuna konsept tam olarak bunları ifade eder. Cümleleriniz anlamlı, muhabbetleriniz koyu olsun.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Sohbet Nasıl Geliştirilir?

Sohbet günlük hayatta herkesin az çok içerisinde bulunduğu bir durum olarak gözükse de aslında sohbeti devam ettirebilmek ve geliştirebilmek bir beceridir. İnsanlarla kolay iletişim kurabilen ve iletişimin kaynaklarını verimli kullananlardan mısınız? Buna gerçekten inanıyor musunuz? İnanın ya da inanmayın sohbet nasıl geliştirilir başlığı altında yazacağımız satırlara kulak verin ve sohbet edebilme yeteneğinizi test edin.

Özellikle tanımadığınız insanlarla sohbet edebilme ya da iletişim kurabilme eylemi içerisine girmeden önce tedirgin oluyor musunuz? Ya da bir çekingenlik içerisinde nasıl tepki alacağınızı düşünüyor musunuz? Bu sorulara cevabınız yoğun bir şekilde evet ise sohbet yeteneğinizin çok da gelişmiş olduğunu söylememiz mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki; sohbete başlayabilmek ve sürdürebilmek özünde doğallığı ve kendin olabilmeyi gerektirir.

Tekrar Sohbet Nasıl Geliştirilir?

Kendine güvenen ve dışa dönük olan insanlar, sohbet edebilme ve sohbeti geliştirme yeteneklerine sahip olurken tam tersi çekimser ve içe kapanık insanlar karşı tarafın sohbet edebildiği ölçüde sohbet edebilme yeteneğine sahiptirler. Ama korkmaya gerek yok çünkü her derdin bir devası vardır! Sohbet nasıl geliştirilir yazımızı da işte tam bu yüzden kaleme almaktayız. Kısaca iletişim yeteneği yani sohbet çokça pratik yaparak gelişir. Ne kadar çok pratik o kadar çok gelişim demektir. Pratiklere evden başlamalı, komşular, okul arkadaşları ve iş dünyası derken pratik her geçen gün gelişerek artmalıdır. İlk pratiğiniz şu şekilde olabilir; sessiz bir aile ortamında herkes kendi uğraşında iken yapıcı muhabbet içerisine girebilir. Tüm aile fertlerini o muhabbete dahil etmeye çalışabilirsiniz. Tüm aile muhabbet içerisine girene kadar devam edin ve kendinize bir süre belirleyerek o muhabbeti devam ettirmeye çalışın. Kendinize tanıdığınız hedefe ulaşınca ilk pratiği başarı ile tamamlamış sayılabilirsiniz. Artık daha az tanıdığınız ve tanımadığınız insanlarla pratik yapmaya doğru yol alabilirsiniz. Pratikleri kesinlikle bırakmayın ve sohbet yeteneğinizi geliştirmeye devam edin.Sohbet nasıl geliştirilir sorusu özetle bu şekilde cevaplanıyor olsa da kesinlikle unutulmaması gereken bir detay vardır. O detay da şüphesiz; ister çekingen olun ister olmayın herkesin sohbet edebilme sanatını geliştirmeye ihtiyacı vardır!

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Yalnızlaşan Toplumlar

Yalnızlaşan Toplumlar

Yalnızlık kelimesi üzerinde hiç düşündünüz mü? Ya da yalnızlık size ne ifade ediyor? Sosyolojik bazda düşündüğümüzde yalnızlık kavramı en çok canımızı yakan konulardan biridir. Çünkü gelişen imkanlar ve bizleri teknolojinin bir parçası yapan düzen bireyleri yalnızlığa itmektedir. Yalnızlaşan bireyler, toplumsal faydayı bir yana bırakıp kendi derdi ile meşgul olmaya başlamaktadır. Özellikle eski kuşaklar daha iyi bilirler sohbet etmeyi, paylaşmayı, paylaşarak çoğalmayı, birlik ve beraber olmayı… Hani hep der ya büyüklerimiz, nerede o eski günler diye işte sebebi tam da budur. Sohbet etmeyi unuttuk, yalnızlaştık, dünyanın derdine düştük birbirimizi görmez olduk. Sohbet etmeyi şimdilerde teknoloji ile canlandırmaya hatta sürekli ilişkilerin başlangıcını sanal ortamlarda atmaya başladık. Çünkü devir artık değişme ve gelişme devri oldu. Dünya gelişti, ayak uydurmak bize düştü.

Gelişim ve ayak uydurma ile birlikte sohbet odaları ile tanıştık.

Her yeni tanışma gibi insanların sohbet odaları ile tanışmaları da bazı algıları beraberinde getirdi. Kimi çok sevdi kimi çamur attı. Fakat bir gerçek vardı ki yalnızlaşan toplumları ve daha da detaylandırırsak yalnızlaşan bireyleri bu durumdan kurtarmak gerekti. Kim ne derse desin zihniyeti sağlam ve kendini bilen bireyler için sohbet odaları yeniden doğuşun ana kahramanıydı. Çünkü her dert konuşarak anlatılır ve her dert yalnızca konuşmayı bilenler tarafından anlaşılabilir. Konuşmayı ve dertleşmeyi unutmamalı. Önce birey olarak, sonra da toplum olarak dertlerimizi çözümle neticelendirmeliyiz. İşte bu yüzden sohbet odaları bilenen tüm tabuların aksine faydalı ve çözümsel platformlardır. Kendimizi ve karşımızdakini sevmeyi önce iletişim kurarak daha sonra da iletişimlerimizi geliştirerek koruyabiliriz.

Yalnızlaşan toplumlar dedik, şimdi de kanıtlarımızla cümlelerimizi desteklemek niyetindeyiz. Merkezi İngiltere olan Euromonitor Internation şirketi bir araştırma yapmıştır. Bu araştırma sonucunda; dünya üzerinde 1996 yılında yanlış yaşayan insan sayısını 153 milyon olarak belirlerken bu sayının 2015 yılında 277 milyon olduğunun altını çizmiştir. Bu veriler bizi, yıllar geçtikçe yalnızlaşan kişi sayısının arttığı gerçeği ile karşı karşıya getirmektedir. ABD bu konuda başı çekse de Türkiye’de de durum farklı değildir. Yalnızlaşmamalı, iletişim ve sohbet yeteneğimizi geliştirerek yalnızlaşan toplum gerçekliğine son vermeliyiz. Sevgiyle kalın…

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Chat Gerçeği

Chat Gerçeği

Özellikle Y kuşağının daha çok bildiği bu terim dilimizdeki karşılığını ‘sanal sohbet’ olarak almıştır. Yanichat kavramının temelinde yine sohbet vardır. Sohbet vardır ama chat gerçeği dediğimiz konunun pek çok avantajı ve pek çok dezavantajı söz konusudur. Örneğin; yazı ortamında sohbet etmek daha kolay iken mimik ve doğrudan iletişim kanalları chat üzerinde kullanılmadığından yanlış anlaşılmalara meyil verebilmektedir. Yani hem kolay hem zor diyebiliriz. Fakat şimdi ele alacağımız chat gerçeği detayları ile dezavantajları avantaja çevireceğiz.

Chat gerçeği derken neyden mi bahsediyoruz?

Aslında gerçeklikler sohbet ettiğimiz kişiye göre değişiklik göstermektedir. Yani; bay ile bayanın sohbeti tamamen farklı olurken hemcinslerle sohbet tamamen farklılık göstermektedir. Dolayısı ile her iki konunun da kendine ait püf noktaları vardır. Bir de söz konusu ‘sanal sohbet’ ise detaylar iki kat önem arz eder. Gelin detayları inceleyelim.

Chat gerçeği içerisinde bir erkek, bir bayan ile sohbet edebilmekte ya da sohbeti açmakta çekingenlik yaşayabilir. Erkeklerin dikkat etmesi gereken noktalar; nazik, doğal ve karşıdaki insanın nabzına göre hareket etmesi detaylarından oluşsa da çoğu zaman sohbet kurucu ve geliştirici görevlerinin kendilerine ait olduğunu unutmamaları gerekir. Doğal olun! En samimi ve en içten sohbetler, sanal sohbet dahi olsa hemcinslerle yapılan sohbetlerdir. Bu sohbetler genellikle dertleşmek, sohbet yeteneğini geliştirebilmek gibi amaçlarla kuruluyor olsa da yazı dilinin zafiyetlerine uğramamak için dikkatli olmakta fayda vardır.Gelişen teknoloji ve gelişen imkanlar sanal sohbeti neredeyse zorunlu kılmaktadır. Dolayısı ile yüz yüze iletişim gün geçtikçe önemini kaybetmekte ve chat kavramı popülerliğini arttırmaktadır. Bu durumun en büyük etkisi de başta söylediğimiz gibi gelişen teknoloji ve teknoloji ile birlikte gelişme gösteren sanal sohbet ortamlarının artış göstermesi olarak görülmektedir. Sohbet gerek yüz yüze gerekse de chat gerçeği içerisinde olsun, sohbetin temeli hepimizin dünyayı farklı şekilde algılamamızdan ve bunu karşı tarafa aktarabilme yeteneğimizden kaynaklanmaktadır. Unutmayın herkesin algısı ve anlayışı farklıdır. Doğal olmak ise her zaman bir avantajdır.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Şeker Zararlı Mı ?

Şeker özellikle şeker pancarı ve şeker kamışından üretilir. Türkiye’deki şeker üretimi ise yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır.

Son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri olan Şeker zararlı mı yoksa değil mi? Aslında sıradan bir vatandaş olarak bunu anlamamız çok da zor bir şey değil. Bu konu ile ilgili yapılmış birçok araştırma var. Şeker ne zaman rafine edilmiş? Bu tarihe bakmak gerekiyor. Şekerin rafine edilmesinden sonra diyabet hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, kanser ve buna bağlı bir sürü hastalıklarda artış olduğu rakamlarla ortadadır. En basitinden, bundan 10 yıl öncesine kadar kanser vakalarını çok nadir duyarken günümüzde neredeyse her evde bir kanser vakası duymaktayız. İnanılmaz ama neredeyse bebeklerde bile diyabet, obezite, kanser hastalıkları çığ gibi artmaktadır. Çok değil birkaç yıl sonra her dört kişiden birinin kanser olacağı yönünde güvenilir tıp adamları tarafından söylemler bulunmaktadır.

İnsan vücudunun şekere ihtiyacı var mı?

Evet, kesinlikle şekere ihtiyacı var ve hatta şekere en çok ihtiyacı olan organımız da beyindir. Fakat bu şeker rafine üretimden elde edilen şeker olmamalıdır. Bizim yediğimiz meyveden tutun sebzeye ve hatta etsel ürünlere kadar hepsinin içinde bir miktar şeker zaten bulunuyor. Demek ki doğada bulunan haliyle şeker bizim için yeterlidir.

Şekerin vücutta alışkanlık yaptığı da çok açıktır. Kendimizde test edecek olursak bunu çok net anlayabiliriz. Şöyle ki, şekerli gıdaları ne kadar çok tüketirsek o kadar çabuk acıkıyoruz ve tekrar şekerli ürünler tüketmek istiyoruz. Çünkü, kan şekerimiz çok hızlı bir şekilde yükseliyor ve aniden düşüyor. Bu da vücutta hormonal dengeleri bozarak tahribata neden oluyor.

Amerika’da yayınlanan bir sürü bilimsel makalede, şekerin kanser hücresini beslediği ve vücutta inflamasyona (iltihap) neden olduğu ve de buna bağlı olarak alzheimer, kalp ve damar diyabet  ve bunun gibi bir sürü hastalıklara neden olduğu belirlenmiştir. Hatta şekere tatlı zehir de denmektedir.

Peki, bunlar neden insanlara çok ciddi bir tehlike olarak anlatılmıyor? Çünkü, işin arkasında ticari kaygılar olduğundan bunları açıklamak isteyen bilim adamlarını ciddi tehditler olduğu aşikar. Her şeye rağmen; birkaç dürüst ve cesur bilim adamı sayesinde insanlar yavaş yavaş uyanmaya başladı. Tabi ki sadece uyanmakla da olmaz, fazla şekerli beslenmek gibi kötü alışkanlıklarımızı bırakmak için büyük bir irade de gerekiyor. Sonuç olarak, rafine şekere kesinlikle ihtiyacımız yok.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Fotoğraf Nedir ve Nasıl Keşfedilmiştir?

Fotoğraf kelimesi 1839 tarihinde Fransız asıllı John Herscel (kütüphaneci) kullanılmıştır. Kelimenin kökenine inildiğinde “Photo” Latincede ışık anlamını taşırken, “Graphein” çizmek anlamını taşımaktadır. Bundan dolayı fotoğraf yani ’’photographe ‘’ ışıkla çizmek demektir ve  ’’photographe ‘’ sözcüğü tüm dünyaya Herschel tarafından yayılmıştır.

Fotoğrafta görüntü oluşumunun sağlanabilmesi için temel şart ışıktır. Dolayısıyla günümüze kadar bu sözcüğün değişmeden gelmesinin sebebi budur.  Ancak bir fotoğrafın oluşması için ışığın yanında fiziksel, kimyasal, optikve elektronik ögeler de bulunmalıdır.

Fotoğraf çekmek için ihtiyacımız olan en önemli şey fotoğraf makinasıdır. Fotoğraf makinesinin temeli ise karanlık kutudur. Karanlık kutunun icadını ise, 10. yüzyılda Arap bilim adamı İbni-l Haysemgüneş tutulmalarını izlemek amacıyla gerçekleştirmiştir. Karanlık kutunun çalışma prensibi şu şekilde açıklanabilir; karanlık bir odanın bir duvarına iğne deliği açıldığında dışarıdaki cismin görüntüsünün karşı duvara ters olarak düştüğü görülür. Aslında ortaokul ve lisede gördüğümüz basit optik bilgilerinin de temelidir bu.

Karanlık Kutu Örneği

Karanlık Kutu Örneği

1420’li yıllarda Filippo Brunellechi aynı sistemden yola çıkıp büyük bir karanlık oda içinde oluşan görüntünün çizimi ile perspektifi doğru kullanma konusunda çalışmalar yaptı. 1550 yılında görüntüyü netlemek amacıyla karanlık kutuya optik takılması ve merceklerin de geliştirilmesiyle ilk parlak, temiz görüntüler elde edildi. Bu sistem ressamlar tarafından da yardımcı araç olarak kullanıldı.

Gerçek fotoğraf ise 19. yüzyılın başlarında Fransız fizikçi Joseph NicephoreNiepce ile başlar. 1826 yılında Niepce, günümüzde de kullanılan kimyasallar yardımıyla kalıcı görüntü elde eden ilk kişi oldu.

1840 yılında duyarlı kağıt üzerine götüntü ve banyo işlemleri  İngiliz asıllı  fotoğrafçı Willam Hanry Fox Talbott  tarafından ortaya konuldu.  Willam Hanry Fox Tablboot  Daguerre “Daguerrotype” olarak isimlendirdiği bu teknik, ışığa duyarlı metal tabakaların fotoğraf makinesi içerisine yerleştirilmesinden meydana gelişyordu. Şu an bize inanılmaz geliyor fakat ilk fotoğraf çekiminde bir fotoğraf çekme süresi 8 saat iken Talbot’un bulduğu metal tabakalar sayesinde bu süre 3 dakikaya kadar düşmüştü. Günümüzde saniyenin 8000 de biri gibi sürelerde fotoğraf çekebilmemizi sağlayan sistemin temellerini o zamanlardaki çalışmalara borçlu olduğumuzu unutmamamız gerekir.

1851 yılında İngiliz FredericScottArcherkollodyum yöntemini bulmuştur. Bu yöntem cam negatiflerin yapılmasına da imkân sağlamıştır. Ayrıca bu yöntem modern fotoğrafçılığın temelini oluşturur.

Fotoğrafta en önemli yıl 1947 senesidir çünkü, bu dönemde yaşayanEdwin Land, polaroid fotoğraf sistemini geliştirmiştir. Bu sistemin özelliği, çekimden kısa bir süre (1 dakika) sonra makineden pozitif fotoğrafın alınmasıdır.

1928 yılında ise George Eastman Kodak tarafından kolay taşınabilen ilk fotoğraf makinesi üretimine başlandı. Bu seri üretim sayesinde fotoğraf makinelerinin daha geniş kitlelere ulaşılması sağlandı.

Renkli fotoğrafların başlaması ise Kodak şirketinin 1935 yılında ilk renkli film olan Kodakrom’u bulmasıyla oldu. Renkli fotoğrafın keşfinden sonraki buluşlar ağırlıklı olarak makine tekniği üzerinde etkili olmuştur. Büyük boyutlu mekânik makineler giderek küçülmüş, işlevleri arttırılmış ve elektronik duruma gelmiştir. Günümüzde ise dijital fotoğraf makinesi teknolojisi çok hızlı gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır.

Şunu da bilmekte büyük yarar var ki; insan gözünün kareleri yakalamadaki hız yetersizliğini göstermesi sebebiyle sinemanın yolunu fotoğraf açmıştır.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Türkiye’de Meslek Seçimi

Bizim ülkemizde meslek seçimleri maalesef yetenek ve beceriye göre değil toplum ve aile baskısına göre şekilleniyor.Meslek Seçimi

Maalesef toplum olarak meslekler üzerindeki algılarımız oldukça hatalı. Son dönemlerde insanlardaki bu tutum oldukça dikkatimi çekti ve bu yanlış algıları düzeltmek için ne yapılabilir diye düşünmeye başladım.Öncelikle, meslekler üzerindeki marka algısını yıkmamız gerektiği kanaatindeyim. Önemli olan şeyin bir marka olarak meslek değil de o mesleğin nasıl yapıldığı konusunda bilinçlendirmenin gerektiği görüşündeyim. Bir öğrenci aldığı puana göre mesleğini seçmemelidir. Ya da toplum baskısıyla Aaa! bu meslek çok saygı görüyor bunu seçmeliyim dememeli. Özellikle gelişmekte olan toplumlarda şu yargı var; Eğer mühendis, doktor, avukat olduysan değerli, akıllı, zeki bir kişisin. Toplum tarafından itibar görürsün. Aksi halde işe yaramayan, basit işlerle uğraşan kişi pozisyonuna düşürülüyorsun. Dolayısıyla gençlerde hedef; işini iyi yapmak, işini sevmek, işine değer katmak yerine sadece en yüksek konuma en kolay yoldan gelmek oluyor. Durum böyle olunca da sonuç hüsran oluyor. Hem ortalık kifayetsiz muhterislerle yani işini düzgün yapamayan kabiliyetsiz insanlarladolup taşmış oluyor hem de bu insanlar işlerini iyi yapamadıklarından dolayı bunalıma girip ruh sağlığı bozuk toplum olmamıza neden oluyor.

Sevdiğiniz İşe Yönelin

Şunu bilmemizde fayda var ki; bir insan sevdiği mesleği yapıyorsa her gün işe gidiyorum diye düşünmez. Dolayısıyla bu durum yüksek performans ve bitmek bilmeyen başarı olarak yaptığı işe yansır. Bu durumda kişi hem kendini mutlu eder hem çevresini. Böylece daha sağlıklı, refah seviyesi daha yüksek bir toplum oluruz.

Sonuç olarak demek istediğim şey, kendimizi tanıyıp en iyi yapabileceğimiz işe yönelmemiz gerektiğidir. İlkokulda şunu duymuştum; Ne yaparsan yap en iyisini yap. Şimdilerde bunun ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum. Değersiz ya da daha az değerli bir meslek yoktur. Bütün meslekler eşit derecede değere sahiptir. Bunları değerli kılan kişilerdir. Yeter ki ona değer katıp ondan yararlanmasını bilelim. Şunu da unutmamak gerekir ki, toplumumuzda beğenilmeyen meslek gruplarından işe girip bir şekilde zamanın ötesini görebilmiş çok önemli yerlere gelmiş iş adamları oldukça fazladır.Bence buradan da şu sonuç çıkıyor; herkes en yetenekli olduğu alanı bulup bir şeylerin öncüsü olabilme şansına sahiptir. Yeter ki yaptığımız işi benimseyelim.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE

Aile ve Sohbet

Aile Sevgi SohbetSohbet, iki veya daha fazla insanın birbirleri ile girdiği ve aralarında kurulan sözlü iletişim çeşididir. Ailelerin en temel desteği ; aile fertlerinin birbirlerine olan yaklaşımları ve sözlü iletişim çabalarıdır. Aileler, her gün ortak bir alanı paylaşır ve ortak bir masa etrafında yemek yer. sohbet etmek, insanların birbirleriyle olan bağlarını güçlendirerek, olası kötü bir durumda, ortak bir güç ile hareket etmeyi sağlar. Teknolojinin bu denli hayatımıza entegre olmadığı günlerde, dedeler masal anlatırken babalar da askerlik anılarını anlatmaya bayılırlardı. Sıcacık bir çay eşliğinde edilen bu sohbetlerde insanlar , mutlu olarak kendilerini hem psikolojik hem de bedensel olarak iyi hissederlerdi. Teknolojinin hızla yayılması ile ne yazık ki aile bireyleri de kendilerine bir sanal yaşam kurup, bilmediği her şeyi bulma ve öğrenme isteğine yenik düşmüştür. Kütüphanelerde kitap okurken ayaküstü edilen sohbetler ve yeni arkadaşlıkların kurulması ne yazık ki, kütüphanedeki kitapların sanal ortama taratılması ile son bulmak üzeredir. Aileler çocuklarını bu sanal ortamda kaybederek, sohbet etme çabaları ise yetersiz kalmaktadır.

Aile kurumunun devamı için

Eşler arası sohbet muhabbetin daima sağlanması ve karşılıklı paylaşım olması gerekmektedir. Aile SohbetBayanlar moda sitelerinde erkekler ise iddia vb gibi sitelerde saatlerini harcamaktan birbirlerine olan aşklarını kendi elleriyle bitirmektedirler. Aile içinde çocukların en çok ilgiye muhtaç oldukları çocukluk ve ergenlik dönemlerinde aile içi sohbetin şakalaşmanın yetersiz olduğu durumlarda, çocuklar bu ilgiyi ve şakalaşmayı online ortamda gidermeye çalışmakta ve gelecekte asosyal bir kişiliğe sahip olmanın temellerini atmış olmaktadır.Bu nedenle, Aile içerisinde yemekte yapılan sohbet esnasında, tüm teknolojik cihazların uzakta tutulması, hem aile kurumunun devamını sağlayacak hem de çocukların alması gereken ilgi ve alakayı tamamlayacaktır. Komşuluk ilişkileri iyi olan ailelerin çocukları da ilerde komşuları ile ilgili ve alakalı olarak, yüzyıllardır süregelen komşuluk kültürünü sohbet ile daim ettirebilecektir. sohbetten uzak, teknolojik aygıtların içinde 140 karakterle derdini yazmaya çalışan çocuklar, ilerde de kendisi ne gördü ise onu uygulayacak ve asosyal bireylerin sayısı git gide artacaktır.

SHARE OR SAVE THIS POST FOR LATER USAGE